![]() |
Döviz bolluğu VAR
30 Temmuz 2010, 11:50
MB Başkanı Yılmaz, döviz konusunda önlerini görmek istediklerini söyledi
|
|
Türk Lirası’nın değerlenmesi Merkez Bankası’nın son dönemde başını ağrıtan en önemli gündem maddelerinden biri oldu.
Başta ihracatçılar olmak üzere kamuoyunda bu konu ile ilgili tepkiler dile getirildi. Döviz bolluğundan değerlenen TL’ye karşı Merkez Bankası dün yabancı para yükümlülüklerinde yüzde 9.5 olan oranı yüzde 10'a çıkardı.
Merkez Bankası bu yolla TL’nin diğer para birimleri karşısında değer kazanmasını sınırlamaya çalışacak ve piyasadan 700milyon dolar civarında döviz likiditesi çekilmiş olacak. Bu hamleye dün piyasanın tepkisi ise dolar 1.51 seviyesinde tutunarak sınırlı oldu.Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz dün yardımcıları Erdem Başçı, Burhan Göklemez,Mehmet Yörükoğlu ve Para Politikası Kurulu üyeleri İbrahimTuran, Abdullah Yavaş ile birlikte gazetelerin ekonomi bölümü yöneticileri ile bir araya geldi. Ve gündemdeki konularla ilgili soruları yanıtladı.
Yılmaz dövizde bolluğun arttığı bir döneme girildiğimesajını verirken buna ilişkin alınacak önlemleri de söyle sıraladı: “Mayıs ayının ikinci yarısında döviz piyasasında bir sıkılaşma söz konusuydu.
Ancak bugün itibarıyla döviz likiditesinde bir artış söz konusu. Avrupa Birliği’nde stres testi sonrasında piyasalarda yaşanan rahatlamanın da bunda etkisi var. Yaz aylarında turizm gelirlerinden sağlanan döviz girişleri likiditeyi artıran unsurlardan. Ama biz izliyoruz bu artış kalıcımı yoksa geçici bir durummu onu kestirmeye çalışıyoruz.”
BU ORAN YÜZDE 11’E ÇIKARILABİLİR
Yılmaz döviz likiditesindeki artışı yakından izlediklerini ifade ederken “Eylüle kadar izleyeceğiz eğer kalıcıysa döviz alım ihaleleri gibi diğer araçlarımızı da kullanabiliriz. Ancak bunların sırası ile bir seçimimiz şimdilik yok. Döviz likiditesinde günlük hacim 5-6milyar dolar. Bunun neti bazı günler 200-300 milyon dolar, bazı günler eksi çıkıyor. Bizimönümüzü görmemiz gerekiyor. Ona göre adımlarımızı atabiliriz. Dövizde karşılık oranı dünyadaki kriz öncesinde yüzde 11’ler düzeyindeydi. Krizde bu oranı yüzde 9’lara kadar indirdik. Son açıkladığımız Çıkış Stratejisi kapsamında bu oranı yüzde 9.5’e yükseltmiştik. Şimdi yüzde 10’a çıkardık. Normalleşme ile birlikte bu oran yeniden yüzde 11’lere kadar yükseltilebilir” dedi.
TÜRKİYE DÜŞÜK REEL FAİZDE TUTUNMALI
Yılmaz, “TL değerleniyor, biz aksini söylemiyoruz. Aka kara diyecek halimiz yok. Ama bu konuda atılacak adımlarımız belli. Faiz oranı, karşılıklar, döviz alımları,makro finansal riskleri azaltıcı düzenlemeler gibi” dedi. Yılmaz kendileri açısından en önemli unsurun ise Türkiye’nin düşük reel faiz patikasında kalmasını sağlamak olduğunu da belirtti. Yılmaz teknik faiz ayarlama sürecinde gelişmelere bağlı olarak ileride ikinci adıma geçilebileceğini ifade etti. Bu noktada da Çıkış Stratejisi’nde de belirttikleri gibi ikinci adımda repo faiz oranının yüzde 7.25’e, gecelik borçlanma faiz oranın ise yüzde 6.5’in altına çekilebileceğini bildirdi.
YENİ BİR DARALMA OLMAMA İHTİMALİNİ OLMASINDAN YÜKSEK GÖRÜYORUZ
Son 1 haftada ABD’de yayınlanan bazı verilerin daralmayı öne çıkardığına ancak bu tartışmaların yoğunluğunun Avrupa Birliği ülkelerindeki bankalara uygulanan stres testi ile azaldığına işaret eden Durmuş Yılmaz “Şu an yeni bir daralma olmama ihtimalini, olması ihtimalinden yüksek görüyoruz” diyerek geçmişe oranla daha yimser olduğunu ima etti.
Yılmaz, risk olarak gördüğü noktayı ise şöyle özetledi: “AB’de stres testleri sonucunda gereken önlemler alınmazsa bankalar üzerine düşeni yerine getirmez ve düzelme yaşanmazsa AB’deki hükümetler kamuoyu desteği açısından zorlanabilirler. Bunun bize yansıması da kredi hacminin daralması ve bölgedeki talebin azalması şeklinde olabilir. Dolayısıyla bizim ihracatçımız açısından da olumsuz sonuçlar doğurabilir bu durum.
Umuyoruz ki üzerlerine düşen görevleri yerine getirirler.” Yılmaz ihracat pazarlarındaki daralmaya ilişkin ise “Şu anda benzer bir durum var. Malı sattığımız ülkelerdeki daralma ihracatçımıza zarar veriyor. Biz ihtiyatlı duruşumuzu sürdüreceğiz. İhracatçı açısından asıl problem dış talepte bir canlanma yaşanmamasıdır. Talepte azalma sürüyor. İhracat ürünlerindeki fiyat daha ikinci planda kalıyor” ifadesini kullandı.
habertürk



